Devasa yıldız yapısı ortaya çıktı

02 Dec 2018

Pixabay

Bilim insanları artık, 2015 yılında keşfedilen ve dünya dışı bilgi arayışıyla bağlantılı olabileceğine dair söylentilere konu olan tuhaf yıldıza benzeyen ikinci bir örnek buldular. Yeni yıldızın sahip olduğu düşünülen iki cisimden birisi devasa bir Satürn’ü andırırken, diğerinin bir Dyson Küresi olabileceği iddia edildi.

Uzaklardaki bir yıldız, güney gökyüzünde garip bir şekilde titreşiyor; bu durumsa garip bir materyal bulutunun (ve belki de uzaylı üretimi bir şeyin) çevresinde yörüngede olduğunu gösteriyor. Şili’de bulunan bir teleskobu kullanan gökbilimciler tarafından keşfedilen yıldız iki astrofiziksel nesneye daha sahip gibi görünüyor; bunlardan birinin, Satürn’ünkilerden 200 kat daha büyük halkalara sahip olan bir gezegen, diğerinin ise uzaylı devasa yapılar tarafından çevrelenmiş bir gök cismi olduğu düşünülüyor. “Yeni keşfedilen yıldız, bu kafa karıştırıcı nesnelerin birinde ya da her ikisinin üzerine bir miktar ışığın tutulmasına olanak sağlıyor olabilir.” 2010 yılında, ‘Via Lactea’ (VVV) araştırmasında yer alan Vista Değişkenleri, Samanyolu merkezinin yakınında bulunan değişken yıldızların üç boyutlu bir haritasını oluşturma projesine başladı. Projenin bir parçası olan Santa Catarina Federal Üniversitesi’nden gökbilimci Roberto Saito, takip altındaki yüz milyonlarca yıldızda ortaya çıkan patlamalara ilişkin teleskobun sağladığı verileri inceledi. Ne var ki bulduğu en dikkat çekici şey bir patlama değildi. 2012 yılında, birkaç gün içinde gizemli bir şekilde büyüyen bir yıldızdı. Saito ve arkadaşları, Kraliyet Astronomi Derneği’nin Aylık Notlar adlı sayfasında yayınlanan bir makalede tespitlerini paylaştılar.

VVV-WIT-07 adıyla bilinen yıldız, güneş sistemimizden çok daha yaşlı ve daha kırmızı görünüyor; öte yandan, güneş sistemimizle yıldızın galaktik merkeze olan mesafesi arasında bulunan yıldızlar arası toz miktarı, kesin bir sınıflandırma yapmayı ve mesafe ölçümünü oldukça zor bir hale getiriyor. Kesin olan şey, 2012 yazında, cismin parlaklığının 11 gün boyunca hafif biçimde solması ve daha sonraki 48 gün boyunca düşmesi; bunlar, yıldızın ışığının Dünya’ya doğru akışının dörtte üçünden fazlasının bir şey tarafından engellendiğini düşündürüyor. Peki, bu “şey” ne olabilir? NASA’nın VVV araştırmasıyla bir ilgisi olmayan Jet İtiş Laboratuvarı’nda astrofizikçi olan Eric Mamajek’e göre, bu denli koyu bir kararma seviyesi, şaşırtıcı ölçüde büyük bir nesne veya nesne grubunun ışığı engellediğini gösteriyor. “Bir milyon kilometreden daha geniş ve yıldız ışığını aşırı düzeyde engelleyebilecek kadar yoğun olmalı” diyor. Mamajek’in bir noktayı anlaması gerekiyor: Kendisi, J1407’yi keşfeden ekibi yönetirken, bir başka tuhaf yıldız daha periyodik biçimde gezegen büyüklüğünde bir nesne ile tutulma yaşıyor ve ekibi, cismin Satürn’ünkinden 200 kat daha geniş kütledeki bir halka sistemine sahip olduğunu düşünüyor. Bu son durumda, VVV-WIT-07’den gelen garip sinyallerin, gezegenle yıldız arasından geçiş yapan materyal yığınlarından ya da bulutlardan kaynaklanabileceğini söylüyor; yanı sıra, eldeki verilerin öncül bulgular olduğunun ve daha fazla gözlem yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

Tabby Yıldızı

Tabetha Boyajian da onunla aynı fikirde. Louisiana Eyalet Üniversitesi’nde bir gökbilimci olan Boyajian, ilk kez NASA’ya ait Kepler Uzay Teleskobu tarafından fark edilen sıra dışı bir nesne olan ve ‘Tabby Yıldızı’ diye de bilinen KIC 8462852’nin yaşadığı garip karartmayı anlatan 2015 tarihli makalenin başyazarıydı. Boyajian, VVV-WIT-07’nin “bu çeşit batma-çıkmalar yapması için oldukça tuhaf bir toz bulutu” barındırması gerektiğini söylüyor. Boyajian’ın çalışması, kamuoyunun ilgisini Tabby Yıldızı’na çekmeye yardım etmişti; zira, yıldızın yaşadığı sıra dışı kararma, yıldızın ışığını toplayan yapay bir yapı (Dyson Küresi) inşa edebilen yabancı bir uygarlığın kanıtı olarak da görülebilir. Daha geleneksel açıklamalar, parçalanmış bir gezegenden geriye kalan kuyruklu yıldızlara ya da materyal yığınlarına vurgu yapıyor; bu kalıntıların ikisi de yıldızın ışığını engelleyebilecek miktarda toz ve enkaz bulutları yaratabilir. Ne var ki, şimdiye dek, yıldızın etrafında gözlemlenen kararmanın karmaşıklığına ilişkin basit bir açıklama yapılamadı; Araştırmacılar, Tabby Yıldızı’nın yaşadığı garip kararmanın asıl doğasını anlama çabalarını sürdürüyorlar.

Gökbilimciler, bir yıldızın ışığının yoğunluğundaki değişimleri “ışık eğrisi” olarak bilinen bir şekil doğrultusunda ve zaman bazlı olarak çizerek, bu tür dalgalanmaları takip ederler. J1407’nin ışık eğrisi, (gezegen etrafındaki) büyük halkaların kimi zaman yıldızın ışığının yaklaşık yüzde 95’ini engelleyebileceğini gösteriyor. Tabby Yıldızı’nın ışık eğrisi, yörüngesinde bulunan cisimlerin yıldızın ışık yayılımının yalnızca yüzde 20’sini engellediğini düşündürüyor. Saito’ya göre bu durum, VVV-WIT-07’yi orta düzeyde bir olgu haline getiriyor. “Cismimiz, yıldızın çevresindeki maddelere dayanarak ışık eğrisindeki davranışları açıklamaya çalıştığımız noktada, diğeriyle benzeşiyor” diyor.

Saito ve meslektaşları, 2016 yılında yapılan takip gözlemleri de dahil olmak üzere, bulgulara dayanarak, yıldızın 2019’da da titreşmeyi sürdürebileceğini öngörüyor ve gizemli ışık engelleyici materyal yıldızın yörüngesinde dönmeye devam ederken, potansiyel olarak yıl boyunca dört kararma olayı daha yaşanabileceğini tahmin ediyorlar. Şayet bu tahminler doğru çıkarsa, yalnızca VVV-WIT-07’nin ardında yatan gizemlerin değil, aynı zamanda Tabby Yıldızı’nı çevreleyen bilinmezlerin kilidini açmak için bir anahtar niteliğinde olabilirler.
Boyajian, “İki örneğe sahip olduğumuzda, neler olup bittiğine dair bir teoriyi birleştirmeye çalışmak yerine iki yıldız üzerinde çalışabiliriz” diyor. Her iki yıldızın kararması da aynı doğal süreçlerden kaynaklanıyorsa, bu durum devasa boyutlardaki kozmik inşaat projeleri gibi sıra dışı olayların gerçekleşmesi ihtimalini daha az olası kılar.

Keşifler derinleşecek

Yakın gelecekte, bu türden garip biçimde titreşen yıldızların birçok benzerinin ortaya çıkmasını umut ediyoruz. Saito, VVV araştırmasının, bu tür sistemleri tanımlamak amacıyla tasarlanmış olmasa bile, daha fazla keşfin önünü açacağını söylüyor. Şili’de henüz yapım aşamasında ve 8.4 metrelik bir gözlem aracı olan “Büyük Sinoptik Araştırma Teleskobu” (LSST), 2020’lerde faaliyete başladığı zaman daha fazla sayıda tuhaf cismin oluşturacağı bir koleksiyon yaratabiliriz.
Mamajek, “Sanırım, LSST faaliyete geçtiğinde buna benzer çok daha fazla cisim bulmaya başlayacağız” diyor: “Büyük olasılıkla daha önce görülmemiş olan garip değişkenleri keşfetmeye başlayacağız.”
Saito ve meslektaşları, şimdilik her ikisi de ekibin 2016 gözlemlerine katkıda bulunan ESO’nun (Avrupa Uzay Ajansı) Yeni Teknoloji Teleskobu ve Ulusal Optik Astronomi Gözlemevi’nin Güney Astrofiziksel Araştırma Teleskobu’ndaki kızılötesi araçlarla VVV-WIT-07’yi gözlemlemeye devam etmeyi planlıyorlar. (Işığının engin galaksi boşlukları boyunca zayıflamasının yanı sıra) Yıldızın yapısal zayıflığı, yıldızlar arası tozdan kaynaklanan etkileşimin minimal olduğu yakın kızılötesi dalga boylarında iyi biçimde gözlemlenebilmesine olanak sağlıyor. VVV araştırması geçtiğimiz yıl sonuçlanmış olsa da hâlihazırda daha genişletilmiş bir araştırma galaksi merkezini gözlemlemeyi sürdürüyor ve ilk gözlemlerde gözden kaçırılan diğer tutulmaların da tespit edilmesi bekleniyor.
Umudumuz, bu gözlemlerin VVV-WIT-07’nin yaşadığı garip kararmalara yol açan olguya biraz ışık tutması. Mamajek, “Bu, kesinlikle ortak bir olgu değil” diyor: “Gelecekte elde edilecek sonuçları görmek için sabırsızlanıyorum.”